TÜRGÖK

GÖRMEZDEN GELME

Türkiye’nin heryerine, ücretsiz, kabartma kitap veya sesli kitap gönderimi başlatan Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK), gönüllü adaylarını bekliyor…

Kapkaranlık bir çevrede, dünyaları rengarenktir… Umutları yemyeşil, düşleri ise pespembe… İş yerlerimizde, okullarımızda, en yakın çevremizde birçok görme engelli insan var. Onlar göremiyorlar belki ama kimi üniversiteyi bitirip çok iyi yerlere geliyor, kimi de her zaman hayalini kurduğu iş planını hayata geçiriyor. Çocuk sahibi olup, görme yeteneği olup da çocuğuna bakamayan insanlardan daha iyi çocuk yetiştiriyorlar. Onlar hiçbir zaman umutlarını kaybetmedi ve bu engele karşı azimle savaştılar.

BİZ ONLARA GÖZ OLABİLİR MİYİZ?

Bu karanlığı belki de doğduklarından beri yaşıyorlar. Renkleri hiç görmemiş, denizin o güzel mavisine, çiçeklerin binbir rengine hiç şahit olamamışlar. Onlara bu güzellikleri anlatmalıyız. Ama nasıl? Onlar görme yetilerini kaybettiyse biz onlara göz olabiliriz. Kitaplar bu dünyada insanı özgür kılan en harika şeylerdir. Biz gözleri olalım, onlar için kitapları okuyalım ki hayal dünyalarında okuduğumuz kitapları canlandırabilsinler.

OLMAZ DEDILER, O YAPTI!

Görme engelliler için çok güzel bir kütüphane var: Türkiye Görme özürlüler Kitaplığı (TÜRGÖK). Kurucusu olan Gültekin Yazgan’ı anlatmaya kalksak sayfalar yetmez. Hayatını, kendisi gibi görme engelli olan insanlara adayan Gültekin Bey, birçok imkansızı onlar için hayata geçirmiş. Türkiye’nin her yerine kabartma kitap veya sesli kitap gönderimi başlatmış ve bunu tamamen ücretsiz olarak yapmış. Vefatının ardından bu görevi eşi Tülay Yazgan yürütüyor. Üniversite öğrencilerinin kitaplarını sırf onlara özel okuyan bir dernek burası. TÜRGÖK’te bu işleri gönüllü olarak yapan 350 civarında gönüllü var.

PARMAK UÇLARINDAKI KITAPLAR

Braille Alfabesi

Braille alfabesi yani Körler alfabesi, Charles Barbier’in, Napolyon’un talebi ile askerlerin karanlıkta daha kolay anlaşabilmesi amacıyla yaptığı sisteme dayanır. Ancak bu sistem zorlukları nedeniyle askeriye tarafından reddedilir. Charles Barbier pes etmez ve 1821 yılında Paris Körler Enstitüsü’nde Louis Braille ile tanışır. Oluşturduğu alfabenin eksikliklerini Louis Braille’den öğrenir ve bunları giderir. 3 yaşında iken görme yetisini kaybeden Louis Braille, 15 yaşında kendisi için bu 6 noktadan oluşan alfabeyi oluşturmuştur. Arkadaşlarına da bu alfabeyi öğreten Louis Braille, okulda da bu alfabenin kullanılmasını istemiştir fakat okul müdürü bu talebini reddetmiştir. Yılmadan mücadele eden Louis Braille sonunda talebini kabul ettirir. Paris’in eğitim kurumlarında kullanılmaya başlayan bu alfabe daha sonra diğer ülkelere de yayılır. Görme engelli insanlar parmak uçlarıyla noktaların yerlerinin hissederek yazılanları rahatça okuyabilmektedir. Ana dili Fransızca olan bu alfabe, diğer dillere göre de uyarlanmıştır. Türkçe karakterler için de (Ç,Ö,Ü,Ğ,Ş) semboller vardır.

Görme engelliler için büyük kolaylık sağlayan bu alfabe ülkemizde de asansörler, metro istasyonları gibi yerlerde sıklıkla kullanılmaya başlamıştır.

Sabah işe geç kaldık çünkü yorgunduk, ödevi hazırlayamadık çünkü bilgisayarımız bozuktu. Bu arada iş yerinden gelen maili de okuyamadık, çünkü göremiyoruz… Bu son cümleye kadar ilk mazeretler de çok önemli engellerdi. Peki, işlerimizi yerine getirmemizi engelleyen durumların kendi yarattığımız mazeretlerden başka bir şey olmadığını düşündük mü hiç? Engel yoktur, engel insanın kendine bulduğu mazeretten başka bir şey değildir. Türkiye Görme özürlüler Kitaplığı (T.RG.K) derneğinin öğrencisi Oğuz, görme engelli bir genç. O bizim engel dediğimiz bu durumu çoktan bir kenara itmiş bile. Oğuz için engel yok! Oğuz, İstanbul Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi IB programı öğrencisi. 9. sınıfta T.RG.K desteğiyle kabartma kitaplarla dönem birincisi oldu. Ve daha birçok şey başardı…

Seni biraz tanıyabilir miyiz Oğuz?

Tam olarak 27 Ocak 1997, Pazartesi günü, saat 21.40 civarı doğmuşum. Sonra fark ediyorlar ki ben görmüyorum, malum doğumdan sonra geri iade şansı olmadığı için ellerine kalmışım. 10 kez operasyon geçirdim, en son Nisan ve Mayıs aylarında geçirdim. 2003 yılında ailem beni okula yazdırmaya karar verdi. Babam beni mahallenin anaokuluna yazdırdı. 2004’ten beri okuyorum.

‘AİLEMDE TEK OKUYAN BENİM’

Ailemde adam akıllı okuyan bir tek ben varım. Üniversite mezunu bir kişi var, şimdi ben geliyorum. İlk sene kabartma dilini öğrendim, yaklaşık 200 işaret var. Bu senelerde TÜRGÖK ile tanıştım. Bana dergiler yollamaya başladılar. 2006 yılında yelken yapmaya başladım. Türkiye’nin ilk görme engelli yelkencisiydim ama devamı gelmedi. Dünyada ikinci kişiydim, benden önce bir adam daha varmış, benden yaşça oldukça büyük biri. Bush’un ABD Başkanı olduğu dönemde bir ekip geldi, benim yelken yaptığımı öğrenince çok şaşırdılar. 2008’e kadar yelkenle uğraştım. Bu dönemde TÜRGÖK’e yazılar yazdım. 2007’de mandolin çalmaya başladım. Epeydir çalmıyorum ama 5-6 sene kadar üstünde durdum. Okulda da hep iyiydim. İlkokuldan birincilikle mezun oldum. 2009’dan sonra mandolinle konserler verdim. Sonrasında 483 puanla sosyal bilimler lisesini kazandım. 2015’te ‘Yüzyıllık Yolculuk’ kampanyasıyla Bursa’da bisiklet sürdüm, oldukça uzun bir mesafede. Daha öncede İstanbul’dan Çanakkale’ye gitmiştim bisikletle. Geçen sene ud çalmaya başladım.

‘SİZ HİÇ GECE AĞACA ÇIKAN ADAM GÖRMEDİNİZ Mİ?’

Ailenden bu durumla alakalı ne gibi yardımlar alıyorsun? En önemli katkıları, bana birey gibi davranmaları. Annem babama göre daha korumacı. Bugün bile röportaj için benimle gelmeyi teklif etti. Babam biraz daha ‘Oğlum yapar, eder’ tavrında. Ama yaptığım tüm aktiviteler annem sayesinde. Hepsine o teşvik edip, getirip götürdü beni. T.RG.K’le tanışmam da annem sayesinde, annem çok girişimci bir kadın. Abartılı bir korumacılıkları yok bana karşı. Annem beni hep dışarıya karşı savundu. Bana en büyük katkıları eve kapatmamak oldu.

Hayalindeki dünya nasıl?

Dünya mı? Dünya saçma sapan bir yer. Ağaçlar yeşil, güneş sarı.

Görme yetisi olmayanların hislerinin daha kuvvetli olduğuna inanıyor musun?

Ben onun mecburiyetle alakalı olduğunu düşünüyorum. Mesela siz insanları görünüşlerine göre yargılıyorsunuz, ben ise sese göre. Şu an etrafta neler olduğunu seslere göre anlıyorum, mecburiyetten. Ben hayatımı bunlara göre kuruyorum, kendimi geliştirme mecburiyetindeyim. Böyle olmasa birine bağımlı yaşamak ya da eve kapanmak zorundayım. Bazen görmek nasıl bir şey diye düşünüyorum ama cevabı bulamıyorum ve düşünmeyi bırakıyorum. Kimi zaman triplere de giriyorum ama görmediğim için değil, boyum kısa olduğu için.

Yaşadığın en büyük zorluk neydi?

İnsanlar çok önyargılı! Sokakta insanlar ‘O gidemez ki’, ‘O yapamaz ki’ gibi tepkiler veriyorlar. Sormalarını problem yapmıyorum, merak etmeleri çok normal ama ‘Yapamaz’, önyargılı bir yaklaşım, böyle olmasınlar. Böyle düşünen insanlar bana soru sormasınlar. Bunun 1.90 olmayan birinin basketbol oynayamayacağını iddia etmekten hiçbir farkı yok. Bunun dışında, yollar çok kötü. Bu en büyük şikayetim. Bizim için yapılan sarı çizgilerin ortasına direk dikiliyor.

‘EN BÜYÜK HAYALİM ÜLKENİN GİDİŞATINA YÖN VEREN BİRİ OLMAK’

En büyük hayalin nedir?

Ne yaparsam yapayım en iyisini yapmak istiyorum. Şu an ilk hedeflerim YGS ve LYS sınavları. TÜRGÖK bana birçok kaynak yolluyor. Bunlarla üniversiteye hazırlanıyorum. Bölüm olarak Hukuk ya da Uluslararası İlişkiler istiyorum. Ama ne olacaksam iyisi olsun. Ülkenin gidişatına yön veren biri olmak istiyorum. Evimde bir çalışma masam olsun, önemli bir insan olacağım ya geceleri de çalışabileyim. Bunlar dışında şu an bir projemiz var. Paraolimpik sporculuk. Bisikletlerimizle 2020 olimpiyatlarına gitmek istiyoruz ve ud konusunda kendimi geliştirmek istiyorum. Yaptığım her şeyde kendimi geliştirip ileride benim gibi görmeyenlere de bunları aktarmak istiyorum.

‘GÖRMEDEN AŞK!’

Bambaşka bir konuya geçelim. Hiç aşık oldun mu?

Aaaaaşk mı? Yaaaa! E tabii, bir aralar öyle bir şey oldu. Ama sonra elimi eteğimi çektim, olgun bir insan olarak. Berbat bir duygu!

Peki, elini eteğini çekmek mümkün mü, bu kontrol edilebilir bir şey mi?

Tabii ki! Kendimi hiç üzemem! Duygu tutulabilen bir şey, ben tutabiliyorum en azından. Kadınlar duygularını kontrol etmekte daha çok zorlanıyorlar, ben oturup biraz düşünüyorum. Düşünüyorum düşünüyorum sonra kendi kendime konuyu kapatıyorum. Kapatmak zorunda kalıyorum.

 Görme engelli insanlara bir mesajın var mı?

Hayat dışarıda! Ben ne yapıyorsam sokağa çıkarak yapıyorum. Kendi kendime çıkarak! önce aile çocuğu dışarı çıkarmalı. Utanmamalı; görmüyorsa görmüyor! Yapabildiklerimize odaklanalım ve onları iyi yapalım, o anda kalıp kendimizi üzmek yerine ileriye bakıp başka başarılar elde edelim.